Melekyarim.CoM Aşk Sevgi Bayanlara Özel Erkeklere Özel Sağlık Bilgisi Ödev Rüya Tabirleri Paylaşım Platforumu
06 Şubat 2012, 02:20:01 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Foruma üyelerimizin yazdığı mesajlar kontrolden geçmemektedir ve mesaj içeriğinden üye sorumludur. Mesajlarda Yasa Dışı İçerik Bildirimi Yapmak İstiyorsanız Lütfen melek.yarim@hotmail.com Adresine Mail Atınız

Forumumuz Linkler Dışında  Gizlenmiş değildir.
Üye Olmayan Ziyaretçilerimiz Bütün Forumu Görebilirler Fakat Yeni Konu Açamazlar ve Konulara Cevap Yazamazlar. Forumumuzu tam anlamıyla kullanabilmek İçin Üye Olmalısınız. Üyelik Ücretsizdir.

 

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Coğrafyacı Bilim Adamları  (Okunma Sayısı 952 defa)
 
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
MeLeKYaRiM

Administrator
**********

Başarı Puanı +150/-0
Online Online

Üye ID: 1

Kayıt tarihi 10 Eylül 2008, 19:56:31

Nerden: Bilinmeyen Uzak Yerden
Mesaj Sayısı: 372



Durumum:

« : 14 Kasım 2009, 11:27:51 »

Thales





Thales (Θαλής), (d. M.Ö. 624 Milet - ö. M.Ö. 546) Yunanlı gökbilimci, filozof, matematikçi ve siyaset adamı.

Thales Heredot'a göre kendisinde pek çok özellik toplamış birisidir. Devlet adamı, mühendis ve şehir planlamacısıdır.Yaşadığı yıllarda Mısır'da bulunmuş ve suyun her şeyin kaynağı olduğunu onlardan öğrenmiştir. İlk Yunan geometricisidir. Piramitlerin yüksekliğini gölgelerini ölçerek hesaplamıştır. Gemilerin kıyıdan ne kadar uzakta olduklarını ölçebilmek için geometrik yöntemler geliştirmiştir. Ona göre karalar, her şeyin kaynağı olan suyun üstünde yüzmektedir. Küçük ayı takım yıldızını keşfetmiştir. Ayrıca depremin nedenleri hakkında geliştirilen ilk teori de Thales'e aittir. Geminin, dalgalar üzerinde hareket edişine benzer bir biçimde , karalar su üstünde yüzer ve bu nedenle depremler oluşur. Ona göre , bize cansız gibi görünen her şey canlıdır ve Dünya Tanrılarla doludur. Mıknatısın ve amberin (elektron) çekici gücünü açıklamaya çalışmıştır.

Aristoteles Thales için şöyle demektedir; Onu yoksul biri olduğu için küçümsemişlerdi. Bu da , felsefenin, ilmin, hiçbir yararı olmadığını gösteren bir özellikti. Oysa o, gök cisimlerinin hareketlerini inceleyip, onları önceden tahmin edebildiği için, ne zaman büyük bir zeytin hasadı elde edilebileceğini bilebilirdi. Bundan dolayı da ; epeyce para kazanabilir, kışın parasını Milet ve Khios'taki bütün zeytinyağı elde etmeye yarayan mengenelere yatırıp , tümünü ucuza kiralayabilirdi. Zamanı gelip te , bu zeytinyağı mengenelerine gereksinme duyulunca , dilediği fiyata onları kiraya vererek çok büyük kazançlar sağlayabilirdi. Böylece bir filozofun , bir bilginin , isterse nasıl zengin olabileceğini herkese göstermiş olurdu. Oysa felsefecinin işi bu değildi. O, bilgiyi bir çıkar amacıyla değil, yalnızca bilmek için istiyordu.(Kaynak:Aristoteles, Politikon, A 11 1259a 9)
Logged

MeLeKYaRiM

Administrator
**********

Başarı Puanı +150/-0
Online Online

Üye ID: 1

Kayıt tarihi 10 Eylül 2008, 19:56:31

Nerden: Bilinmeyen Uzak Yerden
Mesaj Sayısı: 372



Durumum:

« Yanıtla #1 : 14 Kasım 2009, 11:28:00 »

Piri Reis



Piri Reis (d. 1465-70, Gelibolu - ö. 1554), Osmanlı denizcisi. Amerika'yı gösteren Dünya haritaları ve Kitab-ı Bahriye adlı denizcilik kitabıyla tanınmıştır.

Piri Reis eşsiz bir kartograf ve deniz bilimleri üstadı olmasının yanı sıra, Osmanlı deniz tarihinde izler bırakmış bir kaptandır. Türk denizciliği ekolünün piri sayılan Karamanlı Kemal Reis'in yeğenidir. Asıl adı Muhiddin olan Piri Reis, 1465 yılında Karaman'da doğmuştur. O dönemde Karamanoğulları Osmanlı devletine katılmış, Fatih Sultan Mehmet'in emriyle, Beyliğin ileri gelenleri İstanbul'a göç ettirilmiştir. Kemal Reis ve ailesi önce İstanbul'a, bir süre sonra Gelibolu'ya giderek orada yerleşmiştir.

Piri ve amcası Kemal Reis, uzun yıllar Akdeniz'de korsanlık yaptılar. 1486'da Granada’nın (Gırnata) Osmanlı Devleti'nden yardım istemesi üzerine 1487-1493 yılları arasında Piri ve amcası, gemilerle Granadalı (Gırnatalı) müslümanları İspanya'dan Kuzey Afrika'ya taşıdılar. 1499-1502 yıllarında Osmanlı Donanması'nın Venedik Donanması'na karşı sağlamaya çalıştığı deniz kontrolü mücadelesinde Osmanlı gemi komutanı idi. Piri Reis Akdeniz'de yaptığı seyirler sırasında gördüğü yerleri ve yaşadığı olayları, daha sonra Kitab-ı Bahriye adıyla dünya denizciliğinin de ilk kılavuz kitabı olma özelliğini taşıyacak olan kitabının taslağı olarak kaydetti.

Piri Reis, 1511'de amcasının ölümünden sonra, bir süre için açık denizlere açılmadı ve Gelibolu'ya yerleşti. Burada, önce 1513 tarihli ilk dünya haritasını çizdi. Atlas Okyanusu, İber Yarımadası, Afrika'nın batısı ile yeni dünya Amerika'nın doğu kıyılarını kapsayan üçte birlik parça, işte bu haritanın elde bulunan bölümüdür. Bu haritayı dünya ölçeğinde önemli kılan, Kristof Kolomb'un hala bulunamamış olan Amerika haritasındaki bilgileri içeriyor olmasıdır.

Piri Reis haritasını, Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi sırasında, 1517'de padişaha sundu.

Bazı tarihçilere göre, Osmanlı padişahı dünya haritasına bakmış ve 'Dünya ne kadar küçük...' demiştir. Sonra da, haritayı ikiye bölmüş ve 'biz doğu tarafını elimizde tutacağız..' demiştir.. Padişah, daha sonra 1929'da bulunacak olan diğer yarıyı atmıştır. Bazı kaynaklarca, günümüzde bulunamamış olan doğu yarısını, Hint Okyanusu'nun ve onun Baharat yolunun kontrolünü ele geçirmek için Padişahın yapacağı olası bir sefer için kullanmak istediği bile iddia edilmektedir...

Piri Reis seferden sonra, tuttuğu notlardan Bahriye için bir kitap yapmak amacıyla Gelibolu'ya döndü. Derlediği denizcilik notlarını bir Denizcilik Kitabı (Seyir Kılavuzu) olan Kitab-ı Bahriye'de bir araya getirdi..

Kanuni Sultan Süleyman'ın dönemi, büyük fetihler dönemiydi. Piri, 1523'deki Rodos seferi sırasında da Osmanlı Donanması'na katıldı. 1524'de Mısır seyrinde kılavuzluğunu yaptığı sadrazam Pergeli İbrahim Paşa'nın takdiri ve desteğini kazanınca, 1526'da gözden geçirdiği Kitab-ı Bahriye'sini Kanuni'ye sundu.

Piri Reis'in 1526'ya kadar olan yaşamı Kitab-ı Bahriye'den izlenebilir. Piri Reis, 1528'de de ikinci dünya haritasını çizdi. Bugün elimizde olan Kuzey Amerika haritası bu haritanın bir parçasıdır.

Sonraki yıllarda, güney sularında devlet için çalışan Piri Reis, bu dönemde, Hint Kaptanlığı yapmış, Umman Denizi, Kızıl Deniz ve Basra Körfezi'ndeki deniz görevlerinde yaşlandı.

Piri Reis'in Osmanlı donanmasında yaptığı son görev, acı olaylarla biten Mısır Kaptanlığı'dır. 1552'de çıktığı ikinci seferin son durağı Basra'da, tamire ve dinlenmeye muhtaç donanmayı bırakıp ganimet yüklü üç gemi ile Mısır'a döndüğü için, burada hapsedildi. Donanmayı Basra'da bırakması, Basra valisi Kubat Paşa'ya ganimetten istediği haracı vermemesi, Mısır Beylerbeyi Mehmet Paşa'nın politik hırsı yüzünden 1554'te hizmette kusurla suçlandı ve idam edildi. Ne var ki O, yarattığı evrensel boyuttaki eserleri olan, iki dünya haritası ve çağdaş denizciliğin ilk önemli yapıtlarından birisi sayılan Kitab-ı Bahriye ile günümüzde de halen yaşamaktadır...

Öldüğünde 80 yaşının üzerinde olan Piri Reis'in terekesine devletçe el konuldu.

Osmanlı Türklerinde gerçek anlamda haritacılık Piri Reis'le başlar. Bu acemice, emekleyen bir görüntünün aksine, mükemmel bir çıkıştır. Piri Reis'in Kitab-ı Bahriye adlı kitabı bir Türk'ün meydana getirdiği en önemli denizcilik eseri olarak dünyaca selamlanmıştır. Dünya haritası ve Kuzey Amerika haritasının çizimlerindeki isabet ve projeksiyon sistemindeki mükemmellik, tüm dünyada büyük hayranlık ve hayret uyandırmaktadır.
Logged

MeLeKYaRiM

Administrator
**********

Başarı Puanı +150/-0
Online Online

Üye ID: 1

Kayıt tarihi 10 Eylül 2008, 19:56:31

Nerden: Bilinmeyen Uzak Yerden
Mesaj Sayısı: 372



Durumum:

« Yanıtla #2 : 14 Kasım 2009, 11:28:12 »

Katip Çelebi (1609 - 1657)




Şubat 1609'da İstanbul'da doğdu. Asıl adı Mustafa'dır. Doğu'da Hacı Halife, Batı'da ise Hacı Kalfa adıyla da tanınır. Babası Abdullah Enderun'da yetişmiş, silahdarlık göreviyle saraydan ayrılmıştı. 14 yaşına kadar özel eğitim gören Kâtib Çelebi, 1623'te Anadolu Muhasebesi Kalemi'ne girdi. IV. Murad Dönemi'nde (1624-1640) girişilen Doğu Seferlerine kâtib olarak katıldı. 1635'te İstanbul'a dönerek kendisini tümüyle okuyup yazmaya verdi.

Dönemin ünlü bilginlerinin derslerine katılarak medrese öğrenimindeki eksikliklerini giderdi. Tarihten tıpa, coğrafyadan astronomiye kadar geniş bir ilgi alanı olan Kâtib Çelebi'nin aynı zamanda zengin bir kitaplığı da vardı. 1645'te sırası geldiği halde yükselemediği için kalemdeki görevinden ayrıldı. Ancak 1648'de Takvimü't-Tevarih adlı yapıtı dolayısıyla Şeyhülislam Abdürrahim Efendi aracılığıyla kalemde ikinci halifeliğe getirildi. Bundan sonra da öğrenme ve öğretme yolundaki çabalarını sürdüren Kâtib Çelebi peşpeşe yapıtlar vermeye başladı. Telif ve çeviri olarak yirmiyi aşkın kitap yazdı. En önemlileri tarih, coğrafya ve bibliyografya alanındadır.

Tarih alanındaki yapıtlarının ilki 1642'de tamamladığı Arapça Fezleke'dir. (Fezleketi Akvâlü'l-Ahyâr fi İlmi't-Tarih ve'l-Ahbar). Dört bölümden oluşan kitapta tarihin anlamı, konusu ve yararı anlatıldıktan sonra bu alandaki temel yapıtların bir bibliyografyası verilmiş, ardından da Klasik İslam Tarihçiliği'ne uygun olarak Dünya'nın yaratılışından 1639'a dek kurulan devletler ve meydana gelen önemli olaylar kısaca sıralanmıştır.

En tanınmış yapıtlarından olan Tuhfetü'l-Kibar fi Esfari'l-Bihar'da kuruluş döneminden 1656'ya kadar, Osmanlı Denizciliği'nin bir tarihçesi yanında Osmanlı Donanması'nın, tersane ve bahriye örgütünün işleyişini anlatır, kaptan-ı deryaların yaşam öykülerini verir. Sonunda da son zamanlarda denizlerde uğranılan başarısızlıkları giderme yolundaki öğütlerini sıralar.

Coğrafi yapıtların en önemlisi olan Cihannüma, Osmanlı Coğrafyacılığı'nda yeni bir çığır açmıştır. Kâtib Çelebi, Cihannüma'yı iki kez yazmıştır. 1648'de yazmaya başladığı ilki, Klasik İslam Coğrafyası temelindeydi. Bu yapıtını henüz bitirmemişken eline geçen Gerardus Mercator'un Atlas'ını, Mehmed İhlasî adlı bir Fransız dönmesinin yardımıyla Latince'den Türkçe'ye çevirterek yeni bilgiler edindi ve 1654'te Cihannüma'yı ikinci kez yazmaya girişti. Ardından yine Mercator'un Atlas Minor'unu elde etti. Bunların yanı sıra Batılı coğrafyacılardan Ortelius, Cluverius ve Lorenz'in yapıtlarından da yararlandı. Doğal olarak eski Arap, İran ve Osmanlı Coğrafyacıların yapıtlarını da kullandı.

İkinci Cihannüma, Dünya'nın yuvarlak olduğunu da kanıtlamaya çalışan fiziki coğrafya ağırlıklı bir giriş bölümünden sonra Kristof Kolomb ve Macellan'ın keşif gezilerinden söz eder. Ardından Japonya'dan başlayarak Asya ülkelerini tanıtır. Bunların tarihleri, yönetim biçimleri, ekonomileri, inançları konusunda bilgiler verir. Bu arada İslam Coğrafyacılarının bilgi yanlışlarını gösterir, bunların harita kullanmamaktan ileri geldiğini açıklar. Bu ikinci Cihannüma'da anlatılan son yer Van'dır. Birinci Cihannüma'da ise Osmanlı Avrupa'sı ve Anadolu ile İspanya ve Kuzey Afrika'yı kapsamaktadır. Her iki biçimde de ek olarak birçok harita vardır.

Cihannüma, özünde tüm İslam ve Hıristiyan Coğrafyacılığı'nın da temeli olan Batlamyus (Ptolemaios) Kuramı'na dayanmakla birlikte, o güne dek hemen hemen hiç yararlanılmayan Batı kaynaklarını Osmanlı Coğrafyacılığı'na tanıtması bakımından büyük önem taşır.

6 Ekim 1657'de İstanbul;da vefat etmiştir.
Logged

MeLeKYaRiM

Administrator
**********

Başarı Puanı +150/-0
Online Online

Üye ID: 1

Kayıt tarihi 10 Eylül 2008, 19:56:31

Nerden: Bilinmeyen Uzak Yerden
Mesaj Sayısı: 372



Durumum:

« Yanıtla #3 : 14 Kasım 2009, 11:28:21 »

Ratzel



Ratzel,1844 - 1904 yılları arasında yalşayan alman coğrafyacıdır.
Beşeri coğrafya adlı eseri ilk yazan bilimadamıdır. Ayrıca politik coğrafya adlı eseriyle siyasi coğrafyanın kurucusu sayılır.Bu eserinde ileri sürdüğü görüşler, Hitler'in dünya egemenliği kurma hülyasına bile esas oluşturmuştur
Logged

MeLeKYaRiM

Administrator
**********

Başarı Puanı +150/-0
Online Online

Üye ID: 1

Kayıt tarihi 10 Eylül 2008, 19:56:31

Nerden: Bilinmeyen Uzak Yerden
Mesaj Sayısı: 372



Durumum:

« Yanıtla #4 : 14 Kasım 2009, 11:28:30 »

Evliya Çelebi




Evliya Çelebi (1611, İstanbul - 1682 ?, Mısır), Türk gezgin ve yazar. Asıl adı Mehmet'tir.
Hayatı
Pirinç levhalar üzerine oyma işleyen bir sanatçı olan Derviş Mehmet Zili'nin oğlu olarak dünyaya geldi. Ayasofya hafızı, sonra IV. Murat’ın muhasebe ve sohbetçisi ve nihayet sipahi olan Mehmet, seyahat hevesine kapılarak bir seyyah-ı alem olmuştur. 1672 yılına kadar pekçok yerlere seyahat etmiş olan Evliya Çelebi’nin ölüm tarihi 1678’den sonradır.

Kanunî'nin Zigetvar Seferinde, önemli hizmetleri olan babasının, çevresindeki kişilerin serüvenlerini hikaye ettikleri aile sohbetlerinde bulunan Evliya Çelebi, dünyayı gezip görme merak ve isteği duydu. 20 yaşındayken İstanbul içinde gezerek gördüklerini kaleme aldı

Enderûn'a girerek burada dört yıl yetişti ve sipahi oldu. Sultan Dördüncü Murad'ın Revan Seferinden sonra saraya girdi. Sadrazam Melek Ahmet Paşa Evliya Çelebi'nin dayısıdır.

Ancak kısa bir süre sonra saraydan ayrılarak ilk seyahati olan Bursa yolculuğuna çıktı.

Ardından İzmit, Trabzon ve Girit yolculuklarına çıkan Evliya Çelebi, 50 yıl boyunca Avusturya, Hicaz, Mısır, Sudan, Habeşistan, Dağıstan gibi ülkeleri dolaştı.


Seyahatname
Bu gezilerinde önemli mektuplar götürmek ya da savaşa katılmak gibi çeşitli hizmetlerde bulundu. Gördüklerini ve gözlemlerini Seyahatname eserinde tarih ve yer belirterek yazdı. Gerçekçi bir gözle izlenen olaylar, yalın ve duru, zaman zaman da fantastik bir anlatım içinde, halkın anlayacağı şekilde yazılmış, yine halkın anlayacağı deyimler çokça kullanılmıştır.

Evliya Çelebi, Seyahatnâme'sinde gezip gördüğü yerleri kendi üslûbu ile anlatmaktadır. Olaylara çoğu defa alaycı bir tavırla yaklaşan Evliya Çelebi, bazen naklettiği olayları renklendirmek amacıyla uydurma haberler ve olaylar da ortaya atmış, okuyucunun ilgisini çekmek için aklın alamayacağı garip olaylara da yer vermiştir.

17. yy.da yaşayan Evliya Çelebi 10 ciltlik Seyahatnamesinde dolaştığı yerlerde gördüklerini duyduklarını anlatmıştır. Eserde Anadolu’nun yanı sıra Kuzey Afrika, İran, Kafkaslar, Orta ve Kuzey Avrupa’dan da bahsedilir. 1630’da başlayan seyahati ölene kadar devam eder. Göreve yeni atanan padişahların kafileleriyle gezip, gördüğü yerleri anlatmıştır. Eserin üç yazması bulunmaktadır. Evliya Çelebi sadece gördüklerini değil değişik kaynaklardan edindiği bilgileri ve söylentileri de hikâye tekniğiyle dile getirir. Seyahatname yüzlerce hikâyeden oluşan bir antoloji gibidir. Yazar eserinde çağının konuşma dilini kullanır. Eserde sade abartılı ve konuşur gibi yazılan bir dil vardır. Eser yazıldığı dönemde fazla ilgi görmemiştir.

Seyahat müjdesi Anlattığına göre, 1630 yılında (10 Muharrem 1040-19 Ağustos 1630) gördüğü bir rüyada; İslam peygamberi Hz.Muhammed'in elini öperken heyecanlanarak "Şefaat yâ Resulallah" diyeceğine "Seyahat yâ Resulallah" diyen Evliya Çelebi'ye peygamber tarafından seyahat müjdelenmiş ve bu rüya üzerine elli yıl sürecek seyahatlerine başlamıştır. Rüyada kendisini gördüğü cami (Ahi Çelebi Camii) Yemişiskelesi'ndedir. Bugünkü Galata Köprüsü'nün Eminönü ayağında sol taraftadır. Bu cami 2005 yılında restore edilmiştir.

Evliya Çelebi gezdiği yerlerin iklimini ,bitki örtüsünü,ırmakların,göllerini,dağlarını,kaplıcalar ını tanıtarak coğrafyacı kimliğini ortaya cıkarmıştır.
Aynı zamanda Çelebi gezdiği bölgelerin tarihini,kültürel özelliklerini,etnik yapısını ve bunun gibi birçok özelliklerini de kaleme almıştır.

--------------------------------------------------------------------------------
 
Logged

MeLeKYaRiM

Administrator
**********

Başarı Puanı +150/-0
Online Online

Üye ID: 1

Kayıt tarihi 10 Eylül 2008, 19:56:31

Nerden: Bilinmeyen Uzak Yerden
Mesaj Sayısı: 372



Durumum:

« Yanıtla #5 : 14 Kasım 2009, 11:28:38 »

ERATOSTENES




MÖ. 276 - 195 yılları aradında yaşamıştır. Asvan'da doğmuştur. Öğrenimini Atina'da yaptıktan sonra İskenderiye'ye yerleşerek çalışmalarını orada sürdürmüştür.

Geographika
Coğrafya ismini ilk kullanan kişi olduğu için coğrafya ilminin adını ilk koyan kişi olarak bilinir. Dünyanın ekvator üzerinde çevre uzunluğunu ve bir derecelik meridyen yayını hesaplamıştır. Bölgesel coğrafyanın gelişmesine de katkısı olmuştur.
Logged

MeLeKYaRiM

Administrator
**********

Başarı Puanı +150/-0
Online Online

Üye ID: 1

Kayıt tarihi 10 Eylül 2008, 19:56:31

Nerden: Bilinmeyen Uzak Yerden
Mesaj Sayısı: 372



Durumum:

« Yanıtla #6 : 14 Kasım 2009, 11:28:45 »

Ritter




Ritter,1779 - 1859 yılları arasında yaşayan Alman coğrafyacıdır. Aynı zamanda tarihçi ve filozoftur.
Beşeri coğrafya insan ileçevrearasındaki ilişkeleri inceler tezini ileri sürerek beşeri coğrafyanın konusunu belirlemiştir.
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Site Map | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.279 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu